Algılarım ve Basit hataları

İnsanların algıları birbirlerinden birçok şekilde ayrılabilir. Algılarımız tek düze değildir bunun sebeplerinden biri atalarımızdan aktarılanlar diğeri ise doğumumuzdan itibaren çevremizden veya kendiliğinden öğrendiklerimizdir. Geçmişteki toplumlarda belirli gruplar belirli görevleri üstlenmiştir. Buradaki görev dağılımı sonucunda kişiler kendi üstlendikleri görevler doğrultusunda yetenekler geliştirmiş veya yeteneklerini köreltmiştir. Bunun yanında doğumumuzdan itibaren yaşadıklarımızdan öğrendiklerimizle de algılarımızı geliştirmekteyiz. Örneğin yetiştirenler/bakım verenleri tarafından sürekli kırmızı renkli şeylerin ne kadar dikkat çekici olduğunu duyup öğrenerek büyümüş bir kişinin, yetişkinlik yaşamında da kırmızı renge karşı refleksif bir dikkat içerinde olması beklenen bir durumdur. 

Dolayısıyla günümüzde hepimiz aynı noktadan durarak aynı yöne baksak bile aynı şeyleri fark etmeyiz.

Bahsedilen durum için gösterilebilecek güzel bir örnek ise soldaki görseldir. Görsele ilk baktığınızda bazı kişiler bir kadın yüzü bazı kişiler ise saksafon çalan bir erkek fark edecektir. Ancak birkaç saniye daha görsele bakmaya devam ederek iki görseli de algılayabilmekteyiz.

Peki, günlük hayatın hızı ve pratikliği içerisinde görsele bakmak için yalnızca 1-2 saniyemiz var. Daha fazlasını ayırmıyoruz, dolayısıyla kendi bakış açımızda kalıyoruz o zaman ne yapacağız.

Soldaki görsel ve bakış açısı metaforunu bir kenara koyarak başlayacak olursak. Öncelikle hayatımızdaki her şeyi dakikalarca incelememize gerek olmadığını zaman zaman sapmalar olsa da algılarımızın ve kısa yollarımızın bizi hayatta tutmak için çalışan çok gelişmiş sistemler olduklarını kabul edelim.  Sonrasında ise sapma yaşanılan durumlara ve bu sapmaların kaynaklarına inmeyi deneyebiliriz. Sapmaların kaynaklarına inmek kolay olmayacaktır. Başlangıçta bir şeylerin yolunda olmadığını, işlevsellikte bir sorun olduğunu kabul etmeyi gerektirir. Sonrasında ise bu sorun nasıl oluyor diye sorulmalıdır? Buradaki can alıcı nokta “neden oluyor?” yerine “nasıl oluyor?” şeklinde soru sormaktan geçiyor.  Bir sürecin nasıl işlediğini kavradıktan sonra, işeyişi bozan noktalara müdahale etmek; zaman zaman orada her zaman geçirilenden birkaç saniye fazla zaman geçirerek rotamızı olmasını istediğimiz gibi yönlendirebiliriz.